Duygusal Zeka… Toprağı Bol (mu) Olsun!
“Six Seconds”ın 2025 raporuna göre, 2019'dan bu yana küresel çapta çalışanların duygusal zeka seviyelerinde %5,5'lik bir düşüş yaşanmış. (Nasıl ölçülmüş, bilmiyorum.) Stres, tükenmişlik ve yalnızlık hissi artmış. En önemli etkenlerden birinin de iş hayatında bilinçsizce ve yoğun biçimde YZ kullanmaya zorlanmak olduğu belirtiliyor.
Yapay zeka iş dünyasında rutin işleri devralmaya, verimliliği artırmaya ve karar süreçlerini hızlandırmaya başladı. Bu bir gerçek. Ancak kimi şirketler çalışanlarını, eğitim bile vermeden, bilinçsizce yapay zeka kullanmaya zorluyor. Birkaç hafta önce katıldığım bir yemekte bile bu konudaki serzenişleri hatırlıyorum: “Yapamıyoruz, ne yapmak lazım?” diye soruyor, bir yol haritası istiyorlardı.
Körü körüne kullanımın çalışanların duygusal zekasını etkilediğinin farkında olan şirketlerde ise temkinli bir yaklaşım var. “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanan bir çalışmada, 4 farklı deneyle çalışanların yoğun YZ kullanımından nasıl etkilendiği ortaya konmuş. Sonuçlar; tembellikte artış, yetkinlikte, özgüvende ve bağımsızlıkta ise azalma olduğunu gösteriyor.
YZ teknik ve analitik görevleri üstleniyor; ama empati, iletişim ve adaptasyon gibi insani becerilerin önemini yitirmediği çok açık. Zira tüm iş süreçleri robotik değil. İşte tam bu noktada duygusal zekanın önemi ortaya çıkıyor. Empati kurabilen, duyguları anlayabilen, anlam yaratabilen ve YZ'yi bilinçli ve dengeli kullanan çalışanların gelecekte daha fazla öne çıkacağı aşikâr.
Bireylerin sürece doğru adapte olabilmesi, yalnızca kendi farkındalık ve çabalarıyla değil; içinde bulundukları toplulukların onları doğru yönlendirmesiyle mümkün olacak. Aksi, %5,5'ten çok daha büyük kayıplara yol açar.
Kimin söylediğini hatırlayamadığım için sahibinden özür dileyerek alıntıladığım bir cümleyle bitireyim:
Duygusal zeka bir yetenek değil, insan kalabilme sanatıdır.👌
Bunu, bireylerden önce organizasyonların anlaması dileğiyle…
← Tüm yazılar